http://www.multibabydoll.com/wp-content/uploads/2014/12/johnwick-2-1200xx3600-2025-0-96-1050x590.jpg

Bay İntikam’a sempati duymak: John Wick

10

Çoğu kişinin iddia ettiği gibi “Keanu Reeves’in Dönüşü” diye başlık atabilirdim bu yazıya ama hiç gerek yok. Yahu ne “geri”si ne “dönme”si; bu adam ne zaman gitti ki geri dönsün, rica ediyorum demeyin böyle şeyler.

 

Her neyse konumuz bu değil. Geçtiğimiz yıl yine aynı dönemde 47 Ronin‘e gidip gördüğümüz üzere; içerisinde olduğu herşeyi güzelleştiren Keanu Reeves, bu kez John Wick ile kalbimi (ve yorumlara şöyle bir baktığım üzere bayağı büyük bir çoğunluğumuzun kalbini) derinlerden vurdu.

 

 

Uzun süredir özlediğimiz katıksız aksiyon hissini beyazperdede bu şekilde görmek çok iyi geldi açıkçası.

Elimizdekileri sayıyorum:

1 adet pek bir güzel Keanu Reeves

1 adet dünyalar güzeli 1969 model Dodge Charger

Tüm bunlara eşlik edip gaza getiren pek leziz bir soundtrack

Bir de çok sevimli bir köpeğimiz var tabii ki ama onu es geçiyorum.

 

 

Sinemada izlemeden önce şöyle bir konusunu okuyarak ya da fragmanını izleyerek durumu absürd bulacaklar olabilir (olabildiğince az spoiler vermeye çalışırken aslında hiçbir şey anlatamamak…) ancak türe yakın olanların çok da garipsemeyeceğinden eminim.

Reeves’in film için verdiği bir röportajında anlattığı gibi; John Wick oldukça tutkulu bir karakter. İşine olan tutkusu ve iradesine hayran kalmamak mümkün değil. Zorlama bir karakter değil, oldukça doğal ve aydınlık tarafa; karanlık tarafa olduğu kadar yakın. Bu ikilemde kalma hali sanırım beni böylesine etkileyen. Kendisi için yapılan The Boogey Man tanımı, altı boş bir iddia olarak havada kalmıyor. Resmen adım adım nedenleri sıralanıyor ve ikna oluyoruz…

 

 

Keanu Reeves’in film boyunca takım elbisesi ile desteklediği soğuk ama duyguları olan (!) profesyonel imajına hasta oldum. Belki bir köpek için değil ama bir Dodge Charger için ben de ölmeyi göze alabilirdim!

Willem Dafoe hakkında zaten bir şey söylemeye gerek yok. Bulunduğu her sahneye ayrı bir ışık katan bir adam bu. Doğru olanın yanında duran bilge adam duruşuyla, bana zaman zaman The Boondock Saints‘te canlandırdığı karakteri anımsatmadı değil.

Alfie Allen oldukça yerinde bir tercih olmuş. Herşeyi berbat eden, sinir bozucu tipik bir başbelası ergen. Muhtemelen benim böyle bir oğlum olsa, durum bir film süresi kadar sürmezdi. Adrianne Palicki ise böyle filmlerde daha fazla yer alması gereken bir isim. John Leguizamo ve Ian McShane filmin güzel küçük sürprizleri.

Michael Nyqvist gerçekçi bir kötü adam yaratma konusunda oldukça etkili. Zaten filmin güzel noktası da bu. Nyqvist’in canlandırdığı Viggo başta olmak üzere; herkes karikatürize bir hal almaktan oldukça uzak.

 

 

Mekanların da etkisi yadsınamaz, ki atmosfer bu tarz filmlerde en önemli şeylerden biri. O “yeraltı” duygusunu en karanlık noktasına kadar hissediyorsunuz.

Yönetmen (ler) Chad Stahelski ve David Leitch‘in zamanında Keanu Reeves’in de dublörlüğünü yapmış olmaları ve Reeves’in bu filmde dublör kullanmadan oynamış olması bence oldukça hoş detaylar.

Stahelski ve Leitch‘in aksiyon geçmişi resmen kendisini göstermiş, özellikle dövüş sahneleri tezahürat yaptıracak cinsten.

Filmin soundtrack albümü demişken, izlediğim sırada direkt Marilyn Manson‘ın sesini yakaladım. Ancak bunun dışında full bir soundtrack albümü olarak da oldukça değerli olduğunu düşünüyorum. Tyler Bates mükemmel bir iş çıkarmış. (ki kendisinin Guardians Of The Galaxy‘nin soundtrack albümünde de imzası var)

Mesela filmin en güzel anlarından birine eşlik eden aşağıdaki parça da, uzun süre playlist’i meşgul edecek cinsten. Lyric Video’su da pek hoş olmuş.

 

 

Ayrıca film vizyona girmeden önce ana karakter John Wick’in Payday 2 oyununda da gözüktüğünü belirtmek isterim. Payday The Heist‘ e zamanında gerekli ilgiyi göstermemiş olabilirim ama açıkçası meraklandım ve bir bakacağım.

Film sonrası şöyle bir araştırdığım kadarıyla 2. filmin gelmemesi için hiçbir sebep yok. Zaten gelsin de. Lütfen gelsin, hemen gelsin, çabuk gelsin.

 

 

John Wick heyecanlı olduğu kadar oldukça eğlenceli bir film. Favori aksiyon filmlerimizden biri olmaya oldukça yakın. Yakın bir zamanda b,r başka Reeves taraftarıyla yeniden sinemada izlemek için sabırsızlanıyorum! Hatta daha sonrasında tekrardan üzerinden geçmemde de bir sakınca yok bence. Keanu benim için hep Constantine olarak kalacaksın ama böyle de çok iyisin…Neyse, öhm…

İyi seyirler!

 

 

MÜŞRA DEMİR

 

 

Paylaş...Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Pin on PinterestShare on TumblrShare on VKEmail this to someone




There are no comments

Add yours