http://www.multibabydoll.com/wp-content/uploads/2014/04/SPX-007059.jpg

İkon yuvaya döndü!

En sevdiğim minyon Kate Moss’u yine Topshop ile işbirliği halinde görmek beni düşüncelere sürükledi. Hayır zaten beni ne düşüncelere sürüklemiyor ki? Her neyse, kah kendisini bir Topshop kataloğunda en son gördüğümden beri yıllar geçmiş olması, kah Kate’in sahiden de erken çöktüğünü görmek beni üzse de kadın halen yürüyen bir karizma kütlesi olduğundan dolayı (ve kendisinin de belirttiği gibi, Kate’i anoreksik bulanlar ancak şişmanlar ve yaşlılardır) Topshop ile yaptığı işbirliğini alkışlarla karşılayabiliyorum. Kate Bosworth’lu dönemlerinde gözümden düşen Topshop, şu an listemde tekrar üst sıralara çıkmış durumda.

Yahu Kate, bu senin geçen yaz giydiğin Prada’ya benzemiyor mu bacım?

 

Kate’in yeni koleksiyonu “The Icon Is Back” sloganlarıyla tanıtıladursun, bence sahiden de ikon yuvaya dönmüş görülüyor. Şimdi bu sevgi pıtırcıklığını bir kenara bırakacak olursak, ben yeni koleksiyonu sahiden sevdim. Bu kez Kate’in tasarım namına kendisini çok da zorladığını düşünmüyorum. Gündelik yaşamında zaten giydiği, modaevlerinin pahalı parçalarını bir iki eksilterek uygulamış gibi. Kötü mü yapmış? Tabii ki hayır, riske girmemiş; bir geri dönüş için gayet mantıklı olanı yapmış yani.

 

Kesinlikle tüm koleksiyonda “en” favorim.

Yine hippie rock chic tarzını yansıtmaktan çekinmemiş, bu çizgideki belki de en klişe ama en hoş parçalarla. Zaten bu Kate yıllardır 70’ler groupie’lerinin tarzlarının ne kaymağını yedi yahu!

Gece için ise çarliston etkileşimli elbiselerine bayıldım. Ama favorim gri, vücudu saran Calvin Klein hanedanına mensup gibi görünen elbise! Seni seçtim pikachu!

 

Yine de bu yeni koleksiyonu övdük sevdik ama benim Topshop x Kate Moss voltranına karşı olan hislerim zaman zaman hayranlık zaman zaman “ıııyy bu ne be para verseler giymem” (tamam belki giyerim) samimiyetsizliğinde sürdü.

Kate’in Topshop ile olan geçmişinin en öne çıkan koleksiyonlarına bakalım istiyorum sayın seyirciler. Bu Salı gecesinde sıkılmamın ve kendime iş olarak bunu bulmuş olmamın hiçbir önemi yok. Evet, şimdi bakıyoruz…

 

Herhalde Kate’in en güzel hali.

 

İlk olarak Kate’in 2009 Noel’i için hazırladığı bu koleksiyon “en bi’ favorim” olmuştur her zaman. Markaların “ya yaz gelince kumsala ineriz, kış gelince siyah beyaz çekimden veririz depresyonu veririz yalnızlık hissini” anlayışıyla ortaya koydukları çekimlerin çok uzağında; sıcak ve derin bir çekimle sunulması bile sevmemde bir etkendir bu koleksiyonu. Aynı zamanda sanıyorum ki Kate’in gerçek anlamda yaşlanmadan önceki son dönemleri olsa gerek. Kırmızı bir ışık altında, hepsini seve seve giyebileceğimi düşündüğüm elbiseler… Tamamiyle feminen ve zarif ama güçlü ve mağrur tanımlarının hayat bulduğunu düşündüğüm bir koleksiyon. Ama beni çeken özelliği ise anahtar kelimesinin aslında “gizem” olması. Hepsini ayrı ayrı sevsem de favorim – daha sonradan daha makul fiyatlarda bir versiyonunu edindiğim- Çin elbisesi.

 

 

2009 Kış koleksiyonu tek kelimeyle “felaket”. “Ne yaptın sen Kate?” demek istiyorum. “Kate yapsa da giysek” diye hazırda bekleyen psikopat bir kitlenin dışında kimse üzerinde etki bıraktığını düşünmediğim bir koleksiyon. İlk karedeki tulumla ilgili konuşmak bile istemiyorum. Diğer parçaları ise para verseler belki giyerim. Sondaki mini elbise dahi kredisini yükseltmiyor bende bu koleksiyonun.

 

 

2008 High Summer koleksiyonunu sahiden sevdim. Hani böyle nasıl desem… Bana Woodstock Festivali’ni çağrıştıran bir koleksiyon. Cool, pervasız, stil sahibi ve rahat.

 

 

2009 Yaz Koleksiyonu da bana aslında yerli pop albümü müzik kapaklarını anımsatan bir çekimle merhaba dese de; sevdiğim bir koleksiyon. Yaz için biraz fazla güçlü ama tüylü kemere ve sondaki 3 mini elbiseye tek kelimeyle “ölürüüüüeeeeeeğğğğğğğmmmmmmm!”

 

 

2008 İlkbahar-Yaz koleksiyonu gerçek bir H-A-Y-A-L-K-I-R-I-K-L-I-Ğ-I! “Napcas şimdi” Kate? (Bunu aynı zamanda çok sevgili bir dost anladı, vallahi anladı, vallahi aklına kim geldi acaba, neyse) Hani ben mi çocuğu sınavdan 95 alınca “neden 100 almadın” diye soran anne gibi çok sıkıyorum Kate’i, yoksa Kate sahiden mi “ne yapsam alacaklar ehehehööeheh” kafasındaydı bilmiyorum. Hayır bence kesinlikle ikinci seçenek.

 

Sonbahar-Kış 2010 koleksiyonu da oldukça hoş bence. Yine 70’ler rock arenasının kaymağını yemiş. Hani rahatlıkla bunları giyen kızı Led Zeppelin ile bir partide, Rolling Stones elemanları ile bir limuzinde hayal etmek güç değil.

 

Ama benim için tüm zamanların efsanesi olan parçayı sona sakladım. Hani sona saklayınca “bunları siz aldınız, ben benimkini sakladım” kafasını yaşayıp şizofrenliğimi mi gözler önüne serdim bilmiyorum ama kesinlikle bu basit elbisede bir şey var… Yıllar önce bir dergi kapağında gördüğümden beri kendisine aşığım, kısmetse de yakın zamanda kavuşacağız bir alışveriş sitesi sayesinde. 2007 tarihli Vogue kapağındaki bu elbisenin parlak ama ince dokusu, siyah olmasına rağmen fresh bir havaya sahip olması, basit ama aynı zamanda gösterişli yapısı ile bir şekilde beni de tanımladığını hissettiğimden sevdiğim bir elbise.

Umarım hazır tekrar ısınmaya başlamışken, Kate ve Topshop işbirliği devam eder. Biz de daha çok alışveriş yaparız, hüloooğğğğğğ!

 

MÜŞRA DEMİR

 

Paylaş...Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Pin on PinterestShare on TumblrShare on VKEmail this to someone




There are no comments

Add yours