http://www.multibabydoll.com/wp-content/uploads/2016/06/the-kills-yine-tozu-dumana-katiyor-ashice-incelemesi.jpg

THE KILLS YİNE TOZU DUMANA KATIYOR: ASH&ICE İNCELEMESİ

Bu blogda defalarca tekrarladığım üzere, The Kills‘i çok sevdiğimi; hatta en doğru tabirle taptığımı herkes bilir. Dolayısıyla bu mükemmel ikilinin yeni albümünü uzun süredir rüyalarımda bile sayıkladığımı tahmin etmek çok da zor olmasa gerek.

by Mark Squires / Vogue Russia

Çıktıkları ilk günden bu yana minimal müziklerini kirli ve kaotik bir soundla birleştirerek bize her çalışmalarında eargasm yaşatan grup, 16 yılın ardından günümüze ayak uydurmuş olsalar bile tatlarından hiçbir şey kaybetmeden yollarına devam ediyor.

Grubun 5. stüdyo albümü Ash&Ice; totalde bakıldığında eski albümlerinin hiçbirine benzemiyor ancak ufak ufak hepsinden farklı lezzetler taşıyor. -Yıllardır değişmeyen idolüm ve kıymetlimiss- Alison Mosshart ( nam-ı diğer VV) ve başından Kate Moss’la rüya gibi bir düğün, elindeki problem nedeniyle pek çok ameliyat ve sessiz sedası bir boşanma geçmiş olan Jamie Hince (nam-ı diğer Hotel) bu albümde de ne motivasyonlarından; ne skinny jeanlere sığabilen formlarından ne de birbirlerine olan sevgilerinden bir şey kaybetmediklerini kanıtlıyorlar. (Benim tek sorunum Alison’ın sarı saçta ısrarcı olması. Biz seni kuzguni siyah saçlarınla sevdik yıllarca, o platin saç hiç sana oluyor mu VV’ciğim he?)

Albümün açılışını yapan Doing It To Death‘e belki de ilk dinlediğimde aşık olmadım ancak albümün diğer öğeleriyle birlikte dinleyince neden ilk single olarak seçildiğini anladım. Tamamen eski The Kills tarzının; 2016 yorumlaması olan parça; Blood Pressures’ta yer alsa sırıtmayacak türden. Albümün reklam yüzü de denebilir aynı zamanda. (Bir de bu şarkının adının yazdığı tişörtler başka diyarlardaki The Kills fanları arasında oldukça popüler. Ben de alıp ya da bastırıp en yakın zamanda The Kills İstanbul Elçiliği olarak görevimi yerine getirmeliyim.)

Heart Of A Dog‘a 150. dinleyişimde de ısınamadım. Ağır ve zorla ilerleyen bir temposu var ve bunu The Kills’e has kirlilikten nasibini almadan yaptığı için beni kısmen deli ediyor. Aynı şeyi albümün bir diğer parçası olan Black Tar için de söylemem mümkün. Oldukça kuru ve ve kendini tekrar etmekten ibaret olan bu parça; Heart Of A Dog’la birlikte bu albümün The Kills tarihçesinde pek de hatırlanmayacak ikilisini oluşturuyor.

The Kills / House of Vans, Mexico City / By Toni Francois

Hard Habit To Break, Garbage gibi tınlayan melodisi ve matkap etkisi yaratan riffleriyle; kısmen duygulandırarak kendisini sevdiriyor. Hey gidi hey, kim kaldı ki 2000′lerin başından azizim?!

Bitter Fruit yer her grunge’a göz kırpıyor ve albümün ateşini yükseltiyor. Bana açıkçası Keep On Your Mean Side albümündeki parçaları hatırlattı. Çok ama çok sevdim, resmen bu şarkı yanıyor yahu!

The Kills / House of Vans, Mexico City / By Toni Francois

Sonrasında gelen Kissy Kissy ile Black Balloon arasında bir yerlerde gezinen Days Of Why And How; VV ve Hotel arasındaki elektriği yansıtması açısından oldukça önemli bir parça. Minimal ve yer yer iç gıcıklayıcı. Bir anlamda sonraki dakikalarda gelen That Love‘ı, aynı tadı vermesi açısından bu parçanın kardeşi olarak sayabiliriz.

Let It Drop, albümün ikinci yarısına geçmeden önceki köprü görevi görüyor. Sakin, güzel ama yeterince baskın değil.(ki kısmen favorim bu ikinci kısım diyebilirim.)

The Kills by Mike Massaro / DIY

Hum For Your Buzz parçası bu çok sevdiğim ikinci yarının ilk favorisi. Bu kadar sevmemde etkili olan şey, muhtemelen bana Mosshart’ın yer aldığı diğer proje The Dead Weather‘ı hatırlatması. Parça Hince’le birlikte yazılmış gibi durmuyor, bu şarkıyı her dinlediğimde Jack White‘ın Alison Mosshart’ın dibinde ağır ağır gitarını çaldığı Will There Be Enough Water performanslarını hatırlıyorum. Aynı zamanda Mosshart’ın vokalleri, Dodge And Burn albümündeki çıkışlarını anımsatıyor.

The Kills by Mike Massaro / DIY

Siberian Nights oldukça havalı, albümün genel kimliğini tamamlayan bir parça. (Ama bu şarkı insanı bayağı kıpırdatıyor yahu. Bu yaz bu parçaya saracağımı hissediyorum.)

Ve en sonunda beklediğim ana geldik: albümdeki favori parçama! (Ünlem kullanmazsam çatlarım çünkü) Impossible Tracks benim için albümün en büyük yıldızı! Albümün çıkış tarihi öncesi verdikleri konserlerden birinde canlı olarak dinlediğim (yahu canlı derken tabii ki ekran başından demek istiyorum) anda vurulduğum bu parça The Kills’e dair aşık olduğum/olduğumuz ne varsa herşeye sahip. O kirli ve tozlu sound, Hince’in karanlık ve güçlü olduğu kadar dans ettiren riffleri ve tüm bunlara tezat şekilde Mosshart’ın oldukça ince ve feminen vokali. Evet ben bu parçaya aşığım!

Echo Home, önceki albümlerinde de alışkın olduğumuz dinlendirici The Kills parçalarından. (Bkz. Gypsy Death And You)

Finaldeki Whirling Eye ise albümdeki ikinci favorim. Impossible Tracks’teki tüm dinamikler bu parçada da var. Hit olmaya yatkınlığı ve temposu nedeniyle resmen bir Midnight Boom parçası gibi olmuş.

Ya sanki Jamie^’ye bir haller olmuş!?!?!? / The Kills by Mike Massaro / DIY

Başlangıçta da dediğim gibi, Ash & Ice önceki albümlerden pek çok tad taşıyan, oldukça güçlü ve güzel bir 2016 model The Kills albümü olmuş. Yani anlayacağınız The Kills yine tozu dumana katıyor ve adını 2016′nın en iyi albümleri arasına şimdiden yazdırıyor. Albüm kapak tasarımı oldukça havalı; önceki albümlerde ikilinin o güzel yüzlerini görmeye alışmış olsak da bu kapak sanırım bu ruha daha çok uymuş. Gelecek ay plak olarak edineceğim, o yüzden heyecan dorukta. Parçalardan daha çok keyif alacağıma da hiç şüphem yok.

Not 1: Bu albüm sonrası artık iyice emin oldum neden Alison benim idolüm…

Adettendir; o yüzden şöyle bitirelim: Biri artık The Kills’i İstanbul’a getirsin! VV ve Hotel’i canlı canlı izleyelim ne olur! (Hatta Volkswagen Arena‘ya çok yaışmazlar mı?)

MÜŞRA DEMİR

https://instagram.com/multibabydoll/

https://twitter.com/multibabydoll_

https://www.facebook.com/Multibabydoll/

Paylaş...Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Pin on PinterestShare on TumblrShare on VKEmail this to someone




There are no comments

Add yours