THE KING OF COOL: İYİ Kİ DOĞDUN STEVE MCQUEEN!

Burada şimdiye dek pek çok ikonik ve yakışıklı beyefendinin doğum gününü kutlamışımdır ama hiç biri bunun kadar özel olmasa gerek. Zira hepsinden dev bir üçgen yaptığımızı farz edelim, kendisi bu üçgenin en tepesinde yer alıyor.
Evet konumuz Steve McQueen. Yaşasaydı bu über koç burcu erkeği, 87 yaşında olacaktı. Vefat ettiğinde ise sadece 50 yaşındaydı.

Sonuna kadar hak ettiği “The King of Cool” lakaplı bu adamı ben annem sayesinde tanıdım. Sonrasında ise o güne dek oldukça farklı olan erkek zevkim, Steve McQueen sonrasında belli bir kalıba girdi. Bu blogda “bitiyorum” diye ağladığım erkeklerin hepsini, içlerinde biraz Steve McQueen’lik olduğu için seviyorum sanırım.

Henüz 3 aylıkken terkedilen, ergenliğinin büyük bir bölümünü islahevinde geçiren, 6 yasinda geçirdiği bir hastalığın bıraktığı hasarı scuba diving ile kalıcı hale getirerek 20 yaşında bir kulağının işitme yetisini tamamen kaybeden ve sonrasında da pek beladan uzak duramayan bu adam; kısa sürede hem sinema hem moda dünyasına damgasını vurdu.

Filmlerinde genelde dublör kullanmaz ve görüp görebileceğiniz en harika sürücülerden biridir. (Bullitt filmi mutlaka izlenmeli ama siz bu sahneden başlayın, külttür.) Bu hızlı adamı bu kadar cezibeli kılan şey, serseri tarzının yanında ultra stil sahibi biri olması sanırım. Persol gözlükleri, Tag Heuer saatleri, adına üretilen ceketler, takımlar, aksesuarlar… Harper’s Bazaar’a ilk kez kapak olan erkek olarak tarihe geçen bu adamın stilini başka bir postta uzun uzun ele almalıyım. Evet bu adamın kodu bu; serseri, hızlı, lüks ve çocuksu. Sadece bir poster çocuğu değil, aynı zamanda örnek alınası bir ikon. (onun stilini andırdığı için aldığım çok şey vardır…)

50 yaşında özel bir mide kanseri türünden dolayı hayata veda ettiğinde zamanında bir dönem kaldığı islahevine; mal varlığının 200.000 $lik bölümünü bağışladı. Geriye ise 210 motosikletlik bir koleksiyon, birbirinden ikonik kareler ve hepsi sinema tarihi için çok değerli olan filmler bıraktı.

Diyeceğim odur ki eğer özgür ruhlu bir bireyseniz bu adamla yollarınızın çakışmaması ve hayranlık duymamanız imkansız. Yine bu özgür ruhlu bireylere önerim sırasıyla The Great Escape, Papillion (ki bu hayatıma damga vuran filmlerden biridir), Le Mans, Bullitt filmlerini izleyip sonrasında tüm filmografisine göz gezdirmeniz.

Aşağıdaki galeriye şimdiye dek en çok sevdiğim Steve McQueen karelerini derledim (ilerlemek için resmin üzerine geldiğinizde çıkan ok işaretine tıklayabilirsiniz.) Bu arada geçtiğimiz günlerde Taschen’in bastığı bir Steve McQueen fotoğraf kitabı aldım. Onun için de buraya bakabilirsiniz.

İYİ Kİ DOĞDUN STEVE MCQUEEN! ”like steve mcqueen, be a freeman, till the last breath.”

Steve McQueen

 

Kanalıma abone olmak için: http://bit.ly/2dtprcp

Bana ulaşabileceğiniz diğer hesaplar:

✉: multibabydoll@gmail.com

Instagram: https://www.instagram.com/multibabydoll/
Facebook: https://www.facebook.com/multibabydoll/
Twitter: https://twitter.com/multibabydoll_

Shop: spr.is/KingAnimal

MÜŞRA DEMİR

Paylaş...Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Pin on PinterestShare on TumblrShare on VKEmail this to someone




There are no comments

Add yours