http://www.multibabydoll.com/wp-content/uploads/2017/04/the-stoogesa-ask-mektubu-gimme-danger-9.jpg

THE STOOGES’A AŞK MEKTUBU: GIMME DANGER

Uzun süredir beni mental anlamda kendime getirecek bir şeye ihtiyacım vardı. Ama hani olur ya ne olduğunu bulamazsınız… Ben de ne olduğundan habersiz bir şekilde boşlukta savrulurken festival programında bu filmi gördüm. Evet iyi ki görmüşüm.

36. İstanbul Film Festivali kapsamında gösterilen; Jim Jarmusch yönetmenliğinde çekilen The Stooges belgeseli Gimme Danger‘dan bahsediyorum.

Bu film uğruna yağmurlu bir sabahın köründe buluştuk ve gidip izledik. Zaten böyle bir belgesel için daha güzel bir hava olamazdı diye düşünüyorum. Ağzına kadar dolu (diyebileceğimiz) salonda yerlerimizi aldıktan sonra meraklı bekleyiş başlıyor. Belgeselin (ya da rockumentary mi demek gerek?) girişinden; grubun kendisine yakışır fırtınalı bir “aşk mektubu” izleyeceğimiz belli oluyor.

Aşk mektubu diyorum, çünkü Jim Jarmusch‘un kendisi bu filmi The Stooges için yazılmış/çekilmiş bir aşk mektubu olarak nitelendiriyor.

Jarmusch’un hakkında “Gelmiş geçmiş en büyük rock’n’roll grubu” dediği The Stooges hakkındaki bu muhteşem çalışma için aslında ne anlatılır bilmiyorum. The Stooges’a kenarından köşesinden bulaşıp sevmişseniz zaten bu filme tapacaksınız. Eğer öncesine dair hiçbir fikriniz yoksa da bu filmden sonrasında tapacaksınız. Bu açıdan bakıldığında Iggy Pop evreniyle ilk kez tanışacak izleyiciler için de çok güzel bir başlangıç sayılabilir bu rockumentary ( bunu demek de havalı geliyor evet.)

Grubun kendisi gibi beklenmedik, yaratıcı, dağınık, eğlenceli ve bağımlılık yaratıcı. Herhangi bir filmin kapağında sıralanan medya övgüleri gibi konuştuğumun farkındayım ama gerçek bu. Film özel hayat ya da tahmin edilebilir durumlarla zaman kaybetmek yerine The Stooges’un gerçekten en tepe noktalarını anlatıyor. Bunu bazen nefis fotoğraflar bazen de nefis animasyonlar/illüstrasyonlar/klasik film sahneleri eşliğinde yapıyor. Iggy Pop ve tüm The Stooges elemanlarının keyifli röportajları (özellikle Iggy’nin konuşmasını dinlemek zaten çok eğlenceli, o kadar enerjik ve komik bir adam ki…) ve nadir bulunan konser kayıtları seyir keyfini üç katına çıkarıyor.

Filmin yıldızı tabii ki tahmin edilebileceği gibi grubun lideri Iggy Pop. Tüm ihtişamı ve şıklığıyla film boyunca gruba dair anlattığı tüm hikayelerde salonu kahkahaya boğdu. Iggy’nin dışında ikinci yıldız ise kesinlikle James Williamson. Rock dünyasının en tepesinden silikon vadisine kravatıyla transfer olan bu adam, filmin en ilginç noktası bile olabilir.

Grubu bir kenara bırakırsak; bu film aynı zamanda 70′li yılların başındaki anarşi anlayışına bir bakış atmak için harika bir seçenek. Hippi konsepti/akımından zerre hoşlanmayan biri olarak Iggy’nin konu hakkındaki eleştirisine de ekstra bayıldım.

Belgeselin 3. yumruğu ise finalde gerçekleşiyor. Iggy tüm o umursamazlığına rağmen müzik endüstrisine dair dürüst görüşlerini sıralıyor. Özellikle Rock N’ Roll Hall Of Fame konuşması ve ardından gelen cümleleri bile sırf bu filmi sevmeniz için bir neden oluşturabilir.

“Müzik hayattır. Hayat ise ticaret değildir.” Bu sözleri her şeyi yeterince açıklamıyor mu? Aynı şekilde Iggy’nin hiçbir yere ait olmak istemeyişi, sadece “olmak” istediğini söylediği anlarda neden kendisinin ve yarattıklarının özel olduğunu anlıyorsunuz.

Grubun kayıpları (özellikle Dave Alexander’ın ölümü), tüm o canlı performans ruhu, ilk çıktıkları dönemden bu yana Circle Jerks‘ten The White Stripes’a müzik tarihinden etkiledikleri onlarca ismi görmek ve finalde geriye kalanların birbirine nasıl hala bağlı olduğunu hissetmek filmin bitiminde boğazımın düğümlenmesine neden oldu. (Hatta itiraf edeyim Hall of Fame kounşmasında ve Dave Alexander’ın ölüm kısmında gözlerim dolmuş olabilir.)

Sonuca gelirsek, The Stooges‘u seviyorsanız izleyin. Henüz bilmiyorsanız da izleyin. Jim Jarmusch gerçekten tam bir başucu belgeseli yapmış.

Benim için ekstra özel olma nedenine gelirsek; yazının başında da bahsettiğim gibi uzun süredir bunalmış ve monoton bir halde uzay boşluğunda süzülüyor gibiydim. Her şeyi kafama takar hale gelmiştim ve işin kötüsü kafama takarken sabit kalmam. Bu film o “anarşi” ruhunu öyle güzel aşıladı ki… Uzun süre sonra gerçekten enerji ve ilham dolmuş hissediyorum. Tekrardan eskisi gibi “ne kaybedersin ki?” kafamı geri kazanmış bulunmaktayım.

Filmin yarın Rexx Sineması‘nda bir gösterimi daha var. İzleyin, izletin. Sinemada yakalayamasanız da!

*Bu arada filmin ilk gösterimi Cannes Film Festivali’nde yapılmış, 2016 ELEŞTİRMENLERİN SEÇİMİ BELGESEL ÖDÜLÜ (ABD) Yaşayan Biri Hakkında Çekilmiş En İyi Belgesel  ve
2016 NEW YORK TIMES Eleştirmenlerin Seçimi
ödüllerini almış.

Ayrıca son kararım, The Stooges ”Gelmiş geçmiş en büyük rock’n’roll grubudur”!

İyi seyirler!

Kanalıma abone olmak için: http://bit.ly/2dtprcp

Bana ulaşabileceğiniz diğer hesaplar:

✉: multibabydoll@gmail.com

Instagram: https://www.instagram.com/multibabydoll/
Facebook: https://www.facebook.com/multibabydoll/
Twitter: https://twitter.com/multibabydoll_

Shop: spr.is/KingAnimal

MÜŞRA DEMİR

Paylaş...Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Pin on PinterestShare on TumblrShare on VKEmail this to someone




There are no comments

Add yours