http://www.multibabydoll.com/wp-content/uploads/2017/09/sonbahar-istek-listesi-1050x701.jpg

UZUN BİR SONBAHAR DİLEK LİSTESİ

En sevdiğim türdeki sonbaharlardan birini yaşıyoruz. Pek soğuk hava fanı olduğumu söyleyemem. Bu yüzden -benim hatırladığım- örneğini en son 2014′te gördüğümüz bir sonbahar bu. Havanın makul oranda serinlediği, kış hiç gelmeyecekmiş gibi hissettiren, yağmuru temiz; güneşi parlak, sadece bir deri ceketle geçirebildiğimiz o sonbaharlardan… (Tabii dilerim ben bunu yazıp yayınladıktan sonra değişmesin durum…)

Haliyle keyfimin oldukça yerinde olduğu bu güzel sonbaharda; oldukça uzun bir istek listem de var.

✨İlk olarak konumuz motocross. Evet bildiğimiz motocross. Son dönemde arkadaşlarımla eş zamanlı bitirdiğimiz Long Way Round serisi sağolsun bir motor sporları goygoyudur almış başını gidiyor. Tabii ki motorlarımızı alıp dünya seyahatine çıkalım demiyoruz; (Yani en azından ben şimdilik demiyorum.) ama motocross şimdilik makul görünen alt kategori gibi duruyor. Evet kursları var, evet başlangıç için keyifli ama istek listesine motocross kursuna gideceğimi yazmayacağım herhalde. Bir motocross tulumu istiyorum! (Buradan motor sporlarına aynı seviyede deli gibi ilgi duyduğumuz canım Esra  ve Gözde’ye sevgiler!)

 Rihanna‘nın X Games soslu son Fenty X Puma koleksiyonunda sıkça gördüğümüz bu tulumlara aşık oldum. Aslında bakarsanız, ben koleksiyonun tümüne aşık oldum! Rengarenk motocross tulumları bir yana; sörf tulumları, crop toplar, paraşüt kumaşından pantolonlar, sweatshirtler… Ah yazarken bile bir kez daha ne kadar bayıldığımı anladım. Onlardan mutlaka bir tane edinileeee diye de buraya not düşüyorum!

 

✨Şu sıralar yeni bir Vetements sweatshirt istesem de aynı zamanda gözümü Fear Of God markasının yarıya kadar fermuarlı sweatshirtlerine de diktim. Saten, parlak, yeşil… Hmm ihtiyacım olan tek şey bir de altın zincir ve puro sanki?

✨Kazak. Aslında kazak insanı değilim. Çok fazla kürk ve palto giydiğim için kışı genelde tişörtler ve elbiselerle geçiriyorum. Ama zaten kazağı da sonbaharda; yazlık elbiselerin üzerine atmak için istiyorum. Alexa Chung‘ın üstündeki gibi balık sırtı örgülü bir kazak; tam da şu sıralar aradığım şey.

✨Şu Zara bluz da “benim olmazsa çıldıracağım” dediklerim arasında. Evet çıldıracağım. Rengi, dokusu ve modeli muazzam. Studio 54 dönemlerinden fırlamış gibi. Deri pantolon ya da jeanle hayal ediyorum… Bir Kate Moss havası da yok değil!

✨Coffee Table Book olayına çok düşkünüm, fazlasıyla düşkünüm… Aslında şimdilik hakkını veremiyorum onların; yani kapaklarını sergileyecek şekilde muhafaza edemiyorum hep üstüste bir hal alıyorlar (sergileyeceğim zamanlar pek yakında!). Ama tüm bunlar sürekli yeni coffee table book’lara göz dikmeme bir engel değil. Bu kez istediklerim; benim için çok özel iki fotoğrafçıya ait.

✨İlki David LaChapelle‘in fotoğraflarından oluşuyor. Takip ediyorsanız bilirsiniz; büyüleyici masal dünyası ve kaosu harika şekilde birleştiriyor. Fotoğraflarının Alice Harikalar Diyarında ile Oz Büyücüsü arasında bir yerlerde olduğunu söylemek mümkün. Ama asıl sevme nedenim, özünde Hieronymus Bosch tablolarını anımsatan işleri olması. Hotel Lachapelle kitabını da bu yüzden edinmek istiyorum.

✨İkincisi ise diğer favori fotoğrafçım Juergen Teller‘a ait. Alternatif, cesur ve samimi. Benim için müzikte Iggy Pop ne ise, fotoğrafta da bu adam o. Kimselere benzemiyor. İşte bu yüzden coffee table book’u edinilesice. (Kapağa koyduğum Kate Moss karesi de Teller’a ait.)

✨Çok fazla fondöten insanı değilim. Fazla özendiğimde ya da özenmem gereken bir yere gitmem gerektiğinde ise kendisini kullanmaktan çekinmiyorum. Yıllar öncesinde aldığım MAC Face & Body fondöten de miyadını doldurunca yerine yenisini koymak gerek diye düşündüm. Malum MAC pek matah bir marka değil. Yani ülkemize mid-end ve high-end arasında bir fark yok, e MAC markası da maşallah high end tadında fiyatlara satılıyor e o zaman o parayı Dior’a veririm diye düşündüm. Gözüme Dior Diorskin Star‘ı kestirdim.

✨Son zamanlarda bir Irvine Welsh takıntısı aldı yürüdü bende. Aslında yeraltı edebiyatı sevgisi her daim vardı ancak aradığımı tam anlamıyla Welsh’in cümlelerinde buldum denebilir. Adamın kitapları cesur anlatımı, etkileyici ironik dili, şaşırtıcı aksiyonuyla TAM BENLİK! Buna karar verme aşamam da oldukça ironik aslında, geçtiğimiz kış; o meşhur “yolları felç eden kar” gününde 5 saat yolda mahsur kaldığımda yanımda neyse ki yazarın Trainspotting kitabı vardı. Bitirdim, koskoca kitabı bildiğiniz o gün bitirdim. Ve 5 saatin farkına varmadım bile. Neyse konumuz bu değil; hızla devam ettiğim Irvine Welsh kitaplarının tümünü okuma yolculuğumda beni mutlu eden bir haberle karşılaştım. Yazarın yeni kitabı “Düzgün Muamele”, Nora yayınlarından çıkmış bile. Şimdi dürüst olalım, kitabın basın bülteninde “bazı eleştirmenlere göre Welsh’in “şimdiye kadar yazdığı en eğlenceli, en müstehcen roman” yazılmış. Yedik mi? Ben yemedim. Tabii müthiştir de; 90-2000 eksenindeki kitaplarından daha iyi demek, oldukça büyük bir iddia. Bu sonbaharın kitabı benim için bu olacak; bitireyim yorumlarımı aktaracağım.

✨Bir diğer “gittikçe büyüyen yazar obsesyonum”, James Joyce. “Yeni mi öğrendin onu?” demeyin, olay öğrenmek değil sadece o yazarın dünyasının içine girilebilecek doğru zamanla ilgili. Ben de bir dizi tesadüf sonucu kendimi bir James Joyce fangirl’lüğünün içerisinde buldum. Dublinliler‘den başlayacağım, tabii ki Ulysses‘ten değil! Joyce’un beyninin içine girebilmek, tüm kelimelerini ve cümlelerini iyice sindirebilmek; anlayabilmek, özümseyebilmek istiyorum.

✨Yukarıda Welsh kitaplarından bahsetmişken; Instagram’da takip ediyorsanız görmüşsünüzdür T2 Trainspotting‘in soundtrack albümünü en sonunda plak formatında ele geçirdim! Son zamanlarda bu soundtrack albümünden başka bir şey düşünemiyor, dinleyemiyorum; muhtemelen bu sonbaharda da bu değişmeyecek ama benim asıl uzun süredir izlediğim şey; ilk filmin soundtrack albümü. Tabii ki düz hali değil; 20.yıl özel baskısından bahsediyorum; o ikonik turuncusuyla hipnotize edecek olandan!

✨Dizi konusunda kafam şu sıralar rahat. Başlamak isteyip de başlayamadığım olmadı. Uzun süredir izleyip saçmalamasına üzülüp vakit kaybı hissettiğim de olmadı. Ben kötü dizi seçer miyim ya?!?!? Neyse konu benim kendimi övmem olmayacak elbet. American Horror Story Cult başladı; onu izleyeceğim o cepte. Sıfırdan başlamak istediğim diziler ise Big Little Lies ve What Would Diplo Do; iki maddelik minik bir liste oluşturdu bile.

✨Big Little Lies; en azından trailerı, konusu, fotoğraflarından anladığım kadarıyla tam sonbaharda ekranımda akıp gitmesini istediğim dizi özelliklerini taşıyor. Kadroda Nicole Kidman ve Zoe Kravitz gibi iki sevdiğim ismin olması da bonus.

✨What Would Diplo Do ise Diplo ile ilgili. Evet bildiğimiz o başarılı DJ Diplo. Daha önce de bu blogda bahsetmiştim, Diplo bayağı hayran olduğum müzik adamlarından biri. Fazla araştırdığınızda sadece EDM değil hemen her türe hakim olan, her tür müziği mucizevi bir şekilde değiştirebilen bir adam olduğunu görebilirsiniz. Şimdilerde ise hayatından kesitler sunan bir dizi ile gündemde. Dizinin senaristi de, başrolü de, yapımcısı da James Van Der Beek. Arada diziye ünlü DJ’ler de konuk oluyor.

Sırf bu açıdan bile ilginç ve matrak olduğu şimdiden belli. Her bölüm 25 dakika. Entourage hissini aldım ben şimdiden. Başlamak için sabırsızlanıyorum, kafa dağıtmak için harika bir seçenek gibi duruyor!

✨Tüm Sezon İstediğim Look:

Geçtiğimiz günlerde izlediğim Velvet Goldmine‘dan fazlasıyla etkilendim. Kült Brian Slade gibi giyinmek istesem de hem o kadar kıyafeti kaldıramayacağımı biliyorum hem de aslında benim tarzım da değil. Bu yüzden Curt Wilde bu sezon için mood board’umda yer alan yegane isim. Özellikle bir de en sonunda leopar desenli bir kürk ceket edindiğim düşünülürse tüm sezonu slim fit kesimli deri pantolonlar, jeanler,botlar ve tişörtlerle geçirmek istediğim söylenebilir. Bir de tabii ki simli siyah göz makyajı ve ojeler!

Benim sonbahar için şimdilik aklımdakiler bunlar. Tabii bir de planlarımda hızlanabilmek, aklımdaki her şeyi halledebilmek; dolu dolu ve keyifli bir sonbahar olmasını diliyorum. Benim için, hepimiz için!

Herkese iyi alışverişler, iyi sonbaharlar!

——————————————————————————

Kanalıma abone olmak için: http://bit.ly/2dtprcp

Bana ulaşabileceğiniz diğer hesaplar:

✉:multibabydoll@gmail.com

Instagram: https://www.instagram.com/multibabydoll/

Facebook: https://www.facebook.com/multibabydoll/

Twitter: https://twitter.com/multibabydoll_

Shop: spr.is/KingAnimal

MÜŞRA DEMİR

Paylaş...Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Pin on PinterestShare on TumblrShare on VKEmail this to someone




There are no comments

Add yours