Kitle iletişim araçlarına ulaşım ve kullanılabilirlik, günümüzde bir ekstra olmaktan çıkıp, gündelik normların bile ötesine geçerek hayatlarımızın kendisi hâline geldi. Hâliyle en güçlü kitle iletişim araçlarından olan sosyal medya platformlarında kazanç ve popülerlik elde etme amacını güden kimseler 2000’li senelerin başlarında bir elin parmağını geçemezken; şimdi herkesin kolaylıkla içerik üretebilmesiyle birlikte kalıcı bir yer edinebilmek için tüketiciye farklı bir ürün sunmak zorunda.
YouTube ve Tumblr’ın 2010’lar “sanal”ını domine ettiği, Instagram’ın yalnızca Hollywood celebrityleri tarafından kullanıldığı o günlerde, tamamen arka planına yabancı olduğumuz “içerik üreticiliği” konsepti, tüketici için ulaşılamaz ve derinliği öngörülemeyen bir loophole iken; şimdi ise basit bir cep telefonu ile aslında tüm gerekliliklerin sağlandığı potansiyel bir “ekmek kapısı”. Tabii şu da bir gerçek ki, bir şeye ulaşmak ne kadar kolaysa, sürekliliğini sağlamak bir o kadar zor. Bu noktada, denkleme bir üretici olarak tüketiciye sunulabilecek bambaşka bir temayla, bambaşka bir “estetik” ile gelmek gerekiyor. Kreatif kısmın yer edinme isteği ve tüketen kısmın FOMO elementi, çağımız için kendine ait bir stil, bir estetik bulmayı şart hâline getiriyor.
Peki kişi, kendi estetiğini nasıl yaratabilir? Çok niche olmak mı önemli, çoğunluğa hitap edebilmek mi?

Kendini “Bilmek”
Kendini tanımak ve kendini “bilmek” çok benzer ifadeler olmalarına rağmen, aslında birbirlerinden farklı ve çeşitli konu başlıklarına ayrılabilecek fikirler. İnsan kendini tanımaya çalışırken aslında bir yolculuktadır ve bu yolculukla olgunlaşmanın ve finale ulaşmanın zaman almasıyla beraber, kendi estetiğini yaratma misyonundan çok daha önemli ve derin mevzular gün ışığına çıkabilir. Kendini bilmek ise, “zaten var olanı bilinçli bir şekilde okuma” konsepti, basitçe.
- Meditasyonlar, mindfulness çalışmaları ile kendi kendinizi en saf hâlinizde okumayı deneyebilirsiniz. Sessiz ve kaotiklikten uzak bir ortamda bazen tek yapabileceğiniz “düşüncelere dalma” hâli, sandığınızdan daha fazlasını anlatabilir.
- Güvendiğiniz ve düşüncelerine önem verdiğiniz kişilere, onların gözündeki izlenimlerinizi sormak, farklı kafaların sizler hakkında neler düşündüğünü görmenin basit ve etkili yollarından biri.
- “Big Five” (Bilimsel Kişilik Faktörü) ile karakter spektrumunuzdaki uç noktaları öğrenebilirsiniz. MBTI’ın aksine psikoloji biliminde kabul gören Big Five, kişiyi net bir “siyah” veya “beyaz” karakter olarak nitelendirmektense, gri kısımların kişiye daha bireysel bilgiler verebildiği bir model.
Dış görünüşünüzü; fiziksel özelliklerinizi, sesinizi, tavırlarınızı sanki farklı birini tanımlıyormuşçasına inceleyip, belki de küçük notlar alarak sizi anlatan kısa metinler yazmak ve zamanla bu metinlere eklemeler yapmak, en önemli duyulardan “görme” yetisine doğrudan oynamanın başlangıç anahtarı.

Zevkleriniz En Önemli İpuçlarını Verir

Bir Renk Belirlemek

Kokular
Multibabydoll – GÜZELLİK VE PARFÜM
Doğru Stile Sahip Olmak
Sert bir mizaca sahip olmanız, giydiğiniz yün pembe kazaklardan çok belli olmayabilir. Aynı şekilde, easy-going ve oldukça iyi niyetli bir insan olsanız bile deri trençkotlar ve ağır çerçeve güneş gözlükleriniz, karşınızdaki insana çok da öyle olmadığınız fikrini düşündürür.
Yarattığınız estetiği; giydiğiniz üstlerle, altlarla, taktığınız takılarla ve yaptığınız makyajlarla yaşatmak, bir estetiğe sahip olmanın en önemli noktalarından biri. Ön yargının toplum tarafından olumsuz bir düşünce yapısı olarak kabul edilmesinin yanı sıra; doğru “ön yargıyı” tetiklemeyi başardığınız zaman (buna ilk izlenim de diyebiliriz), belleklerde yer edinme yolculuğunuzun başlığını tükenmez kalemle atmış olursunuz.
Şunun farkında olmak önemli: yeni bir kişiye karşı tetikleyebileceğiniz en olası ilk duyu “görme” duyusudur. Estetiğinizi net bir şekilde giymeyi başardığınız vakit, insanlar sizlerle henüz konuşmadan veya sizi duymadan bile kim olduğunuz hakkında fikirler üretmeye başlar.

Sosyal Medya Yönetimi
- doğru filtreler
- çekim açıları
- hikayeler
- sesler
- kolajlar ve güncel olarak algoritmaları domine eden dump gönderiler,

Kendinizi Kanıtlamaya İhtiyacınız Yok
Gelelim girizgahdaki soruya:
“Çok niche olmak mı önemli, çoğunluğa hitap edebilmek mi?”
İki sorunun da cevabını siz vermelisiniz. Çok kendine has, eşsiz bir estetiğe sahip olmak, çok çekici ve özel bir deneyim olmakla beraber; çoğunluğa uyan bir estetiğe sahip olmak sizi toplumun “önemli kimse” kalıplarına daha rahat sığdırabilir. Ama ikisinin de ortak noktası; kendinizi kanıtlamaya çalışmamak. Eforsuz çekicilik her zaman önde gelir. Yakışıklı ve güzel olduğunun farkında olan insanlar çoğunlukla toplum tarafından tiki görülür. Veya ağzıyla “ben … bir insanım” diyen insanlar pek ciddiye alınmaz. Bu, estetik için de geçerlidir.
Bir estetik vermeye ve insanlara bunu kanıtlamaya çalıştığınızı belli ederseniz, merak uyandıracağınız kişi sayısı azalır. Bırakın insanlar sizi görmeye çalışsın. Çalışmıyorlar mı? Thank you, next. Herkesi memnun etmek sizin göreviniz değil. Her birey aynı bakış açısına sahip olsa, aynı şeylerden hoşlansa veya aynı düşünceleri benimseseydi, hepimiz monoton ve renksiz hayatlar yaşıyor olurduk. Görülmek için, estetiğinizi göstermek için çabalamayın. İlgilisi her zaman değerini bilecektir. Bugün veya yarın.



