Jack White – Frozen Charlotte: Sahne İçin Doğmuş Bir Albüm

Canım(ız) ciğerim(iz) Jack White soluklanmaya pek niyetli değil. Yedinci solo albümü ve son dört yıldaki dördüncü projesi olan Frozen Charlotte, Third Man Records’tan çıktığı andan itibaren akıllara tek bir soruyu getiriyor: Lazaretto’nun yarattığı o muazzam patlamanın ardından bu albüm nerede duruyor?

Biliyorum bir çoklarınız No Name’i de çok sevdi. Çünkü Fear of the Dawn ve Entering Heaven Alive gibi deneysel ayrışmalardan sonra gidenlerin özlemle beklediği, köklere dönük ham ve katı rock’n’roll ateşi No Name ile yakalanmıştı tekrardan. Ama ben nasıl desem… Hala o Lazaretto hazzının peşindeyim.

Frozen Charlotte ise belki aynı “şok” hissini yaratmıyor ama dinledikçe büyüyen, demlenen ve gruptaki o sarsılmaz sinerjiyi sahneye taşıyan ateşli bir devam işi.

E bir de geçtiğimiz aylarda kendisini kanlı canlı yeniden izleme fırsatı buldum. Kesinlikle Lazaretto turnesinden daha iyi bir turneyle döndü ve albümün çoğu şarkısını canlı dinlemek bakış açımı oldukça değiştirdi.

Göz atmak isteyebilirsiniz>>>

Albümün en büyük gücü ve karakteri, Jack’in No Name turnesinde sahnede devleşen canlı grubuyla (davulda Patrick Keeler, basta Dominic Davis, klavyede Bobby Emmett) stüdyoya girmiş olması. Ki zaten Patrick Keeler’a The Raconteurs’dan beri hastayım.

Kariyerinde ilk kez bir albümden diğerine aynı kemik ekibi taşıyan Jack, spot ışıklarını onlarla paylaşmaktan çekinmiyor. Nitekim açılışı yapan “G.O.D. and the Broken Ribs” parçası ekibin ne denli birbirine kenetlendiğinin göstergesi.

Müzikal açıdan albüm, gitardan ne kadar karanlık, punk ve blues kırması tonlar çıkarılabileceğinin canlı bir kanıtı:

“G.O.D. and the Broken Ribs”, kirli falseto vokaller ve biriken akorlarıyla konser setlist’lerinin vazgeçilmezi olmaya aday müthiş bir açılış. Zaten albümden yegane favorim.

“Derecho Demonico”, Jack’in “Bir kuralım var, bitiremeyeceğim hiçbir şeye başlamam” sözleriyle albümün manifestosunu ilan ettiği, amfilerin konuştuğu sert bir marş. “Dollar Bill”, “Raising the Grain” ve “She’s In A Frenzy”  yer yer Jack’in eski mesleği marangozluk metaforlarıyla albümün diğer parlayan yıldızları.

Yine de albüm herkes için tamamen kusursuz hissettirmeyebilir. Şarkı sözlerinin bazı yerlerde tekrara düşmesi, akılda kalıcı nakaratların ve kancaların (hook) önceki albümler kadar net olmaması ve şarkıların zaman zaman birbirine benzeyen groove’lar içinde erimesi bir kaşımın kalkmasına sebep olmuyor değil.

Hatta ilk dinlemelerde biraz jenerik gelebilen ya da akılda kalıcı rif eksikliği hissettiren noktaları olsa da, albüm kulaklıkta ve hoparlörde döndükçe o vahşi gitar işçiliği ve vokallerdeki aciliyet hissi kendini hissettiriyor yine de.

Özetle Frozen Charlotte, Jack’in katıksız gitar sound’unu sevenler için paha biçilmez bir albüm ve 2014’ten bu yana kendisinden çıkan sevdiğim ilk solo iş. 8/10.

Babylon Soundgarden Festival: Jack White ile Zamanın Ötesinde Bir Gece

 

 

 

Zeen is a next generation WordPress theme. It’s powerful, beautifully designed and comes with everything you need to engage your visitors and increase conversions.

Top 3 Stories

Daha Fazla İçerik
Gündem | Seçim, Manifest Sorunsalı, Cannes Film Festivali
×