Babylon Soundgarden Festival: Jack White ile Zamanın Ötesinde Bir Gece

Zaman gerçekten de düz bir çember. Tam 12 yıl sonra benzer bir ruh haliyle yine aynı yerdeyim: Bir Jack White konserinde. 

2014’teki Jack White İstanbul konseri hayatımda bir çığır açmıştı. Bugün sahip olduğum ve yaptığım çoğu şeyde katkısı büyük. Tam 12 yıl sonra ise bu kez onu hayatının farklı bir döneminde, tam da benim de çok ihtiyacımın olduğu bir sırada izlemek için yola koyulduk.

 

Bu gönderiyi Instagram’da gör

 

@multibabydoll’in paylaştığı bir gönderi

10+ yıllık konser kariyerimizde hiç başaramadığımız bir şey oluyor ve Babylon Soundgarden Festival kapısına 10.38’de varıyoruz. Kapı açılışının 15.00’te olduğu düşünülürse oldukça iddialı bir saat bu. Zamanın nasıl geçeceğini ve nasıl da az kişinin geldiğini düşünürken (tabii ki çok normal, millet konser saati 21.00 olarak bildirilen Jack White’a yakın bir zaman diliminde gelecek) bir bakıyoruz ki saat çoktan 14.30 olmuş bile.

Kapı açıldığında cennete de kavuşmuş oluyoruz. Her biri tek bir amaç için gelmiş olan, hali hazırda bağ kurabileceğiniz insanlarla dolu, sadece güneş, müzik, güler yüzlü insanlar ve eğlenceli köşelerin olduğu o cennet…

Sahne önünde yerimizi alıyoruz. Ve şaşırdığım bir şekilde fazla zaman kaybetmeden non-stop performanslar başlıyor. İlk grubumuz Miskinler, bu güzel günü oldukça şık bir şekilde açıyor. Anadolu Psychedelic Rock normalde pek tarzım değil ama canlı performanslarının şıklığı sayesinde kendimizi müziğe bırakıyoruz. Enerjileri o kadar güzel ki!

Sahneden inmeleriyle birlikte konser için beklediğimiz arkadaşım da geliyor. Hem de liseden beri tam 17 yıldır en yakın arkadaşlarımdan biri olan birinden bahsediyoruz! Onun gelmesiyle birlikte keyif ve enerji düzeyimiz daha da artıyor. (Ona buradan multimilyon öpücük, iyi ki var!)

Artık geceye daha da hazırız!

Ardından çıkan Free Radio Alice bizi tam anlamıyla indie sleaze dönemine götürüyor. “Sanki bir coming of age filmindeyiz, evi terketmişiz ve arabayı sürerken arkada bu şarkı çalıyor” benzetmesine uyabilecek parçalarını birbiri ardında seslendiriyorlar. O kadar Dream TV 2007’ler ki anlatamam! Neredeyse tüm diskografilerini çaldıklarını düşünüyorum. Bu muhteşem bir şey tabii ki ama sonraki isimleri bekleme süremiz arttıkça ben huysuzlanmaya başlıyorum. Çünkü listede Jack White dışında benim için çok önemli biri daha var: The Kills!

 

Bu blogu ya da beni 2010’lardan beri takip edenler ne kadar büyük bir The Kills fanı olduğumu biliyor olmalılar. 2010’larda hayatımın soundtrack’iydi, birebir Alison Mosshart nasıl giyiniyorsa aynı şekilde giyinmem de cabası!

Ve işte şimdi karşımdalar. Açıkçası The Kills‘i canlı izleyeceğime hiç ihtimal vermemiş olduğum için, anın verdiği heyecanla da bir an Baby Says sırasında ağlıyorum. Enerjileri ve performansları muhteşem! Hayatıma soundtrack görevi görmüş parçalara eşlik ederken, Jamie Hince‘e baktıkça Kate Moss‘a hak vermeden edemiyoruz… (Gerçek tumblr nesli için düğünleri bir royal wedding kategorisindedir.)

Bu arada not düşmek isterim ki Jamie Hince de sık sık bize baktı…

Maalesef her güzel şey gibi çok çabuk bitiyor. Ve Jack White‘ı beklemeye başlıyoruz. Ama unuttuğumuz bir şey var, listede öncesinde Wet Leg gözüküyor. O kadar hedefe odaklıyız ki, bunu görmemişiz bile.

Wet Leg sahneyi aldığında ise -ilk kez dinlediğimiz için- olumlu manada şok oluyoruz. Tüm o karizma, yetenek, enerji şaka mı? Konserden sonra hemen Spotify’da kaydedip dinleyeceğimize dair kendimize sözler verirken tabii solistin etkisiyle ben kendime protein alımıma dair de sözler veriyorum.

Wet Leg’in Türk fanları bana kızacak ama tabii 4-5 şarkı sonra biz “hani Jack White nerede?” mızmızlanmalarımıza başlıyoruz. Wet Leg sahneden indikten sonra Jack’in “siyah giyen” roadie’leri sahneyi onun için hazırlamaya başlıyorlar. Daha yavaş olamazlar mıydı?

Ve saat 22.00. Sonunda sahneye çıkıyor, ama ne çıkmak. Fişek gibi. 2014’teki fazla düzgün look’unun aksine (ki onun da hastası olmuştuk) bu kez daha “tam rockstar” vibe’ında. Üstelik daha da gençleşmiş,  müthiş bir enerjide ve oldukça keyifli. Neler oluyor?

Tabii biz bunları sormaya fırsat bulamadan ardı ardına hem eski hitleri hem de yeni albümünden elmasları çalmaya başlıyor. Lazareto turnesinden basçısı ve çok sevdiğim Raconteurs’dan bateristi de yanında döktürüyor. Raconteurs demişken, Steady As She Goes gecenin en ama en iyi anlarından biriydi. Raconteurs ile en kısa zamanda yeniden bir araya gelmeli!

Lazaretto aynı şekilde yine gecenin en pik anlarından biri. Yer yer The White Stripes ve The Dead Weather hitlerine de dokunuyoruz. Derken sahneden ayrılıyorlar ve bizim Seven Nation Army tezahüratlarımız başlıyor.

Tabii ki bis için geri dönüyorlar hem de bir bis için fazla sayılabilecek şarkılarla. Doymuyoruz, doyamıyoruz. Sesi bir an bile çatallaşmıyor, kontrolü bir an olsun kaybetmiyor ve tüm hitlerini stüdyo kalitesinin bile çok üstünde bir de üstüne büyük bir keyifle çalıyor. (2014 konseri ikonik olsa da mesela orada biraz tripli gibiydi?)

Seven Nation Army’de ise tabii ki günlük kardiyolarımızı gerçekleştiriyoruz. Sanki 10.38’den beri ayakta değilmişiz ve saat 23.30 değilmiş gibi… Ama zaten konserlerin en güzel noktası da bu, hep dediğim gibi, konserler birer ritüel. Hep birlikte binlerce kişiyle birlikte tek bir enerji oluyoruz. Ve bu ritüeli yöneten de Jack White.

Ve ikonik & yıllardır kullandığı “You’ve been incredible, and I’ve been Jack White” cümlesini söyleyerek sahneden ayrılıyor.

Ne diyebilirim ki… Çok sevdiğim insanlarla unutulmaz bir gece kalıbını kullansam çok klişe olacak ve zaten bu gecenin ama özellikle de Jack White’ın performansını anlatmaya yetmeyecek.

Bu yüzden “‘eski ben’i diriltmek için bir şamana ihtiyacım vardı bu yüzden de sevdiklerim beni bu işin en iyisine getirdiler” demek istiyorum.

Ve tabii ki bir sonraki Jack White konseri için sabırsızlanıyorum!

NOT: Bu mesaj beni o kadar mutlu etti ki… Jack, bana bilet parasından pay vermelisin bak konserine glenlerin %50’si benim sayemde bile olabilir.

 

Zeen is a next generation WordPress theme. It’s powerful, beautifully designed and comes with everything you need to engage your visitors and increase conversions.

Top 3 Stories

Daha Fazla İçerik
Dirençli şarkılar!
×