Külte Dönüşüm ve Sempati: You Can See Everything ve Inventing Anna

''Silikon Vadisinin Işığı ve Mirasyedi''

Parmak ucunuzdan alınan bir damla kan ve seçkin sosyetenin yeni eğlence merkezi, New York’un göbeğinde bir vakıf. Bir nesil bu ikisi arasındaki bağlantıyı bilmeyecek… Milyar dolarlık değere sahip Theranos‘un kurucusu, girişimci Elizabeth Holmes şimdilerde cezaevine girmeden önceki sürecini anlatan uzun metraj film/belgesel projesi ”You Can See Everything” ile nişlik ve ana akım arasında bir yerde sıklıkla anılıyor. Vadedilenleri, yalanları (?) veya gerçeği anlatmak buradaki hedef değil. Ama dikkat çekilebilecek bir nokta var elbet. Benzer senaryoları son senelerde sıkça görmüyor muyuz? 2019 yılında 4 ila 12 sene hapis cezasına çarptırılan, şimdilerde yazarlık, modellik ve girişimcilik rolleriyle tanınan 2013’ün sahte mirasyedisi Anna Delvey (orijinal: Anna Sorokin). Netflix‘in Inventing Anna‘sına konu olan hikâyesi, şimdilerde onu gördüğümüz versiyonundan bir hayli farklı.

Medya mı bize suçluları sevdirmeye uğraşıyor yoksa ortada suçlu denilebilecek kimse yok mu? Milyonları kandıranlar veya hayal satanlar şimdilerde moodboard‘larımızda ”ikon” olarak bir kenarda bizlere bakıyor. Ayıp ne demek? Etik nedir? Mağdur veya haklı yok mu? Kamera karşısına geçip oynatılanları perdede görmek artık yeni nesil avukatlık mı?

Popüler kültür, yalnızca bilindik sanat ve spor dallarının çok daha fazlasına alıştı bile. Dolandırıcıları, kamu suçlularını, bazen katilleri dahi idolize edebiliyoruz.

Real Anna Sorokin in Morocco, 2017

A24 tarafından dağıtılan, Nathan Fielder ve Lance Oppenheim yapımı You Can See Everything, henüz tüm ekranlarda olmamasına rağmen tam puanını almayı başardı. Ama skorlamadaki tek jüri, sinema eleştirmenleri veya sosyal platformlar değil. Görünen o ki bizden de… Kimileri Holmes’un beyaz perdeyi kullanarak kandırdığı milyonları manipüle ettiğini düşünürken bir kısım da Nathan Fielder’ın dahiyane kurmacasını yiyip kırıntı bırakmadığımıza emin. Hiç hatrı sayılmayacak bir azınlık ise Theranos‘un bir hikâye olmadığını, Elizabeth Holmes’un da bizlerden biri olduğunu, kimseyi kandırmak istememiş; sadece başarısız olmuş bir girişimci olduğunu savunuyor ve onunla antipatinin tam tersi içsel bir bağ kuruyor.

Photo: Justin Sullivan / Getty Images

Benzer senaryoları sıkça geçmişte gördük. Çokça yatırımcıyı dolandıran hırslı broker Jordan Belfort, şimdilerde karizması ve ikna kabiliyetiyle ünlü bir motivasyon konuşmacısı. Özellikle popüler kültür malzemesi hâline gelmiş komik ve saftirik görüntüsüyle bilinen Gypsy Rose, seneler sonra tekrardan eşinin kaybıyla şüphe çekmiş olsa da hâlâ sempati sahibi.

Bu insanlar ve daha niceleriyle beraber Elizabeth Holmes’un potansiyel paternini çoktan oluşturmuş Anna Delvey; New York sosyetesi, çeşitli bankalar, oteller ve daha birçok kişiyi ve kurumu lüks yaşam tarzını ve kurmak istediği V.I.P. kulübünü (bkz. Anna Delvey Foundation) finanse etmek için dolandırmasına rağmen günümüzde binlerce hayrana (bendeniz dâhil) ve akıp giden bir kariyere sahip. Moda haftaları, dergi kapakları, yazarlık, podcast’ler derken kendisini nasıl hayatımıza soktuğunu kimse hatırlamıyor -veya görmemeyi seçiyor-. Ne ironik ki kendisinin You Can See Everything yapımını yorumladığı ve tıpkı Holmes gibi zamanında toplumun tükettiği bir hikâyenin öznesi olarak hikâyeye yaklaştığı bir makalesi bile var.

Doğru bir hikaye ile herkes aklanabilir mi?

Medyanın, hele ki sosyal medyanın günümüzde en güçlü silahlardan biri olduğunu zaten biliyoruz. Eşeledikçe popüler kültür, edit’ler, fan sayfaları gibi arttıkça artan yelpaze; doğru yellendiği zaman görünen o ki her şeyi nasıl kabulleneceğimize yön verebiliyor. İnternette hiçbir şey kaybolmaz ama gömülebildiği kadar derine gömülebilir. Bu yüzyılda relate edebilmek en büyük ve en kalıcı trend. Relatable olma ve her şeyde kendimizden parça aramak, haklı veya haksız aramaktan çok daha güçlü bir dürtü. Delvey, antipatik bir suçluyken şimdi bir rol model. Inventing Anna, izleyicilere kendileriyle relate edebilecekleri parçalar bıraktı. Zengin olmayı çok isteyenler, kendine persona yaratan birini anlayışla karşılayanlar, sınıf kini sahibi eat the rich mottosunu benimseyen herkes, Delvey’i bir dolandırıcı olarak görmekten vazgeçti. You Can See Everything ile yaşanacak muhtemel senaryo da bundan farksız olmayacak gibi gözüküyor.

Julia Garner as ”Anna Delvey” – Inventing Anna, 2022

Yaşanabilecekleri tamamen tahmin etmek veya en olası senaryoyu kestirmek zor, ama sürece bakarak nelerin bizi bekleyeceği hakkında yazı tura atmak… Not really. Seneler önce kamuoyundan sert bir sahtekâr damgası yemiş, Silikon Vadisi’nin en büyük hayal kırıklığı olarak anılan bir girişimcinin özel hayatına, mutfağına, oturma odasına girdikçe; sen ve ben gibilerin giydiği kıyafetlerle izleyince ve bir şeyleri en samimi hâliyle onun ağzından dinleyince; masumluğunu savunan; çığır açıcı bir insanlığa hizmet yolunda sadece başarısız olduğu için sevdiklerinden uzak tutulan bir kadın olarak görmeyi seçebiliriz. Suçlu veya suçsuz aramak, masum veya kötüyü seçmeye çalışmak, hikâyede doğru ve yanlışları ayıklamak şu noktada amaçsız. Herkes görmek istediğini seçecek ve biliyor musunuz… Bunda yanlış hiçbir şey yok!

Amanda Seyfried as ”Elizabeth Holmes” – The Dropout, 2022

Doğru rolü oynamak veya toplumun kabul edeceği personayı yaratmak, düşünmesi kolay ama icra etmesi zor bir yol. Artık kanun suçlusu olmak, internetin dünyayı yönettiği bu çağda hiçbir şey ifade etmiyor; kanunlar da pikseller karşısında eski otoritesine sahip değil. Kült bir efsaneye dönüşmek, bir moda ikonu olmak, başarılı bir aktör olmak, modellik yapmak, şarkı söylemek… Liste uzayıp gideceği gibi suç işlemeye de devam edilecek. Ama ikisi arasındaki çizgi sanılandan daha ince. Her şeyin kişiselleştirilebildiği ve normların giderek eridiği bu dünyada, mutlak doğruyu ve yanlışı seçebilecek bir güç yok. Sevmeyi de sevmemeyi de seçebiliriz. Haklı bulup yerden yere vurmayı da. Biraz biz de bitiyor sanki artık.

 

Zeen is a next generation WordPress theme. It’s powerful, beautifully designed and comes with everything you need to engage your visitors and increase conversions.

Top 3 Stories

Daha Fazla İçerik
INSTAGRAM’DAKİ VEGAN CENNET: ELA’S VEGAN KITCHEN
×