http://www.multibabydoll.com/wp-content/uploads/2016/06/garbage-ile-yeniden-90lar-strange-little-birds-incelemesi.jpg

GARBAGE İLE YENİDEN 90′LAR: STRANGE LITTLE BIRDS İNCELEMESİ

Garbage sevgimi Sınırsız bir ilham kaynağı olarak Garbage yazımı okuyanlar iyi biliyorlardır. (Hoş bilmeseler ne olacak?) Öyleyse yeni albümleri vesilesiyle iş başa düşüyor ve yeni albümlerini yazmak üzere yola koyuluyorum.

Öncesinde kısa bir “önceki bölümlerde” geçmek gerekirse Not Your Kind Of People dışında tüm Garbage albümlerini sevip kucaklamış bir insanım. 2012 tarihli bu albüme nedense pek ısınamadığımdan yeni albüme dair kaygılarım vardı; ama neyse ki tüm bu kaygılar haksız çıktı.

Shirley bence rengin pembe değil kırmızı senin.

Resmen Strange Little Birds albümleri ile o pembe ve turuncu albümlerine dönmüşler yahu! Hatta bir yüzde vermem gerekirse %60 pembe albüm, %40 turuncu albüm. 90′ların melankolisini 2016 modelde sunan albüm, açılışta Sometimes ile dinleyiciyi tüm albüm boyunca karşılaşacakları ruh hali için uyarıyor ve hazırlıyor. Sonrasında gelen Empty tam bir 90′lar Garbage hiti gibi tınlıyor! Albümün açık ara en enerjik parçası olduğundan mı bilinmez, en çok sevdiğim parça bu oldu. Shirley Manson‘ın kişisel çığlıkları olarak alabileceğimiz parça, neden bu grubun dönemi için ikonik isimlerden biri olduğunun örneği gibi. “Ayyymmm sooo emptiğğğğ” diye bağırıyorum dinlerken.

Sonrasında gelen kasvetli Blackout‘ta Shirley vokalinden hiçbir şey kaybetmediğini kanıtlıyor.

Shirley Manson’ın 90′lardaki tüm görünümleri benim için ikoniktir. Kalp.

Sinsice ve ağır ağır kalbinizde kendisine iyi bir yer bulan If I Lost You‘da ise tam bir Milk ve  You Look So Fine tadı aldım.

Night Drive Loneliness, bir başka Garbage draması. Tabii ki Shirley’nin hem kendisine hem bana selam çakan “I got my high heels/and my lipstick/My blue velvet dress in my closet” sözlerini pek beğendim.

Ardından gelen Even Though Our Love Is Doomed karanlık atmosferi sürdürmeye devam ediyor. Magnetized ile tempo yeniden yükseliyor ve Version 2.0‘a koysanız sırıtmayacak olan bu parça, albümün ritmini yükselttiği için el üstünde tutulmalı.

Aslına bakarsanız sonrasında gelen We Never Tell ve So We Can Stay Alive (ki bunu sevdim); başta bahsettiğim %40′lık turuncu albüm esintili kısmı oluşturuyor.

Teaching Little Fingers To Play ve Amends (ki fazla ağdalı) ile albüm genel kasvetine uygun bir kapanış yapıyor.

Strange Little Birds, 90′lardaki tınılarını seven dinleyicileri mutlu eden ancak bunu kasvetli alter egolarını ortaya çıkararak yapan bir albüm olmuş. Ben isterdim ki Milk gibi şarkılar yerine, yeni Vow‘lar, Cherry Lips‘ler, Push It‘ler I Think I’m Paranoid‘lar görelim. Tabii bu subjektif yorum belki benim onların bu yönünü sevdiğim içindir. Ama açıkçası güneşin pırıl pırıl parladığı bu ayda, sürekli açıp da dinleyeceğim bir albüm değil. Bir albüm olarak güzel ancak oyuncuları tek başına; diğer Garbage albümlerindeki parçalar kadar bende yer etmedi. Tabii belki çok erkendir diye ekliyor, aynı zamanda bu albümü sonbahar-kış dolaylarında çok sevebileceğimi de öngörebiliyorum.

Albüm kapağına gelirsek, bence çok kötü olmuş. Son iki albümdür neden böyle anlamıyorum. Ama bu cidden en en kötüsü. Leopar/kaplan dışında başka bir şeye benzettim ben ve hiç hoş değil.

O değil de Shirley ne yaşlanmış yahu. Üzgün surat.

İyi dinlemeler…

Bunlar da ilginizi çekebilir:

Sınırsız bir ilham kaynağı olarak Garbage

 

MÜŞRA DEMİR

https://instagram.com/multibabydoll/

https://twitter.com/multibabydoll_

https://www.facebook.com/Multibabydoll/

Paylaş...Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Pin on PinterestShare on TumblrShare on VKEmail this to someone




There are no comments

Add yours